Baba ve Kız

Kendimi bildim bileli ben hayallerimden gelecekten bahsederken umutla bana önce insan olmayı anlatan bir baba’ya sahiptim. Şanslıydım çünkü O kendi küçük dünyasında bir sürü coğrafya görmüştü…İnsan tanımıstı. Özü aynı et kemik ruh derdi…

80lerde o olaylarda üniversiteyi bırakmış, okula gidememişti. Ortalık karışıktı derdi ama tanıdığım en çalışkan insandı. Yıllar sonra üniversiteli genç mimar mühendisler evimize derse gelirdi. Annemle evlendiklerinde düğün bileziklerine çizim masası almıştı. O günden öldüğü güne kadar en sevdiği şey çizmek oldu. Ondan bana kalansa küçükken  ona sonraları kendime ve herşeye yazdığım yazılar…

 Yıllarca ülke ülke gezdi . Bana dünya haritaları gösterirdi dünya çok büyük benden daha çok gez derdi. “Ama çalışmak için değil gezmek için git  gidemezsen de hayal et ve ama mutlaka git…

Annemin bize yarattığı kurallar dünyasına inat babam aynı dünya da bana paralel bir evren yaratmıştı. Belki de hep uzakta oluşu ve bizden ayrı paralel bir evrende yaşayışı nedeniyle… Annemin kurallar dünyasında sitenin arka bahçesine gitmek yasaktı. Oysa babamın yurtdışından getirdiği üzerinde anlamını bilmediğim garip harfler olan bisiklet ancak orada sürülebilirdi. O yüzden babamda bende hatta annem de o arka bahçeye o mor bisiklet ile gideceğimi biliyordu. Babam desteklerini annem ise tembihlerini eksik etmedi.

Hayat o tembihler ve destekler arasında beni büyüttü. Bir yanımız dünyanın kötü bir yer olduğunu ,diğer yanımız ise keşfedilecek bir yer olduğunu düşündü. O yüzden keşfetmelere bu kadar yakınken tembihli halimiz arkadan bizi tuttu. Kişinin dünyasını bilinçaltını ve hayallerini ailesi yaratırdı ve onunla büyürdü. O yüzden ben bilim adamı olup Ay ‘ a gidicem dediğimde babam tabi ki hatta  bilim kadını ol sen kızım  derdi ve hayallerime eşlik ederdi. Ay ‘ a gitmedim belki ama ( henüz … çünkü insan ölmeden hayalleri de ölmez 🙂 ) hayallerimden de vazgeçmedim . Çünkü tembihlerle zapt edilmeyen bir ruh var içimde . Uzakları ve sıradan yakınlıklardan uzakları özleyen bir ruh.

Sıradan doğ-oku-büyü-evlen-çoçukyap  modu harici çalışan beynimde ideal eşin “Aşk “olmadan olmayacağını ve onunla ev -araba sahibi olmaktansa dünyayı gezmeyi yeğlemek , günümüz mantığı çerçevesinde ilerlemese de benim için hala hayal… 🙂 Bu yüzden bu denli yalnızlıklar ve başarısızlıklar. Özümsemediğim ve aslında istemediğim şeyleri toplumsal yoğuşma içinde istiyormuş gibi görünüşüm… Yüzme bilmediğim halde suyun üstüne bedenimi bırakabilme cesaretim.

Tüm bunlar sadece genetik anlamda yüz hatlarımın değil ruhumun da biraz ona benzemesinden sanırım… Hayalperest oluşuma aldırmadan onlardan vazgeçmemem . Benim sırça köşkümün sadece kitaplarım,filmlerim ve defterlerim oluşu …

Şimdi odadaki dünya haritasına bakıp bunları düşündüm. Sahip olduğu tek şey  mor bisikleti olan küçücük kız çocuğu gibi hissediyorum kendimi …Aklımda babamın lafı …

“Baktıkça aslında ne kadar küçük olduğunu görürsün ve sahip olduklarının ne kadar önemsiz … Sevdiklerinden başka… ”

Babam’a…

 

dipnot: Görüntü “Michael Dudok de Wit -father and daughter ” kısa filminden 🙂 

izleyin kurtulun :  https://www.youtube.com/watch?v=QreIbAMwFgk 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s